ДИПЛОМАТ
TÜRK-RUS TİCARİ VE EKONOMİK İLİŞKİLERİNDE ENERJİ BOYUTU
Turgut Gür DEİK/Türk-Rus İş Konseyi Başkanı

Türkiye ile Rusya Federasyonu arasındaki ticari ve
ekonomik ilişkilerin son yıllarda ulaşmış olduğu nokta gerçekten de
göz kamaştırıcıdır. Gerek ticaret, gerek yatırımlar ve gerekse
müteahhitlik hizmetleri açısından önemli derecede ivme kazanmış olan
ilişkiler, artık bu iki ülkeyi söz konusu ilişkileri çok boyutlu
ortaklık boyutuna geçirmesi için teşvik etmektedir ve iki taraf da
bu konuda büyük bir kararlılık sergilemektedir. Rusya Devlet Başkanı
Vladimir Putin'in 6 Aralık 2004 tarihinde Ankara’ya yapmış olduğu
ziyaret sırasinda da taraflar bu konuyu gündeme getirmiş ve bu
doğrultuda somut projeleri masaya yatırmışlardır.
2004 yılı İtibariyle iki ülke arasındaki ticaret hacmi
yaklaşık 11 milyar dolardır. Rusya'daki Türk yatırımının toplam
tutarı 2 milyar dolan bulmuş olmakla birlikte son 15 yıldır Türk
müteahhitlerinin Rusya'da üstlendikleri ve başarıyla tamamladıkları
projelerin toplam değeri de 14 milyar dolardır. Bu tablo oldukça
memnuniyet vericidir ve daha da iyiye gitmektedir. Devlet Bakanı
Sayın Kürşad Tüzmen'in, İş Konseyimizin Antalya'da gerçekleştirilen
ortak toplantısında belirtmiş olduğu gibi Türkiye'nin 2005 yılındaki
en iyi iş ortaklarından birisi Rusya'dır ve bu vizyonun siyasi ve
ekonomik ayağındaki hedef, Sayın Bakan'ın vurgulamış olduğu üzere
2008 yılına kadar 25 milyar dolar ticaret hacmi, 30 milyar dolar da
iş hacmine ulaşmaktır.
Türkiye ve Rusya, ticaret ve ekonomik işbirliği alanında
önemli işler başardılar ve giderek de çıtayı yükseltmektedirler.
Bununla birlikte, bu gidişat her ne kadar son yıllarda ivme
kazanmışsa da çıkış noktası 1980'lere dayanmaktadır. Güçlenen
ilişkilerin hareket noktası 1984 yılında imzalanan ve 1987 yılında
yürürlüğe giren doğalgaz anlaşmasıdır. Bu anlaşmada Sovyetler
Birliğinden alınan doğalgazın bedelinin yüzde 70'Iik kısmının Türk
mal ve hizmetleri ile ödenmesi öngörülmüş, bu sayede pek çok Türk
sanayi ürününün Sovyetler Birliği'ne satışı sağlanmış ve SSCB'nin
dağıldığı yıl olan 1991'de Türkiye'nin SSCB'ye ihracatı 400 milyon
dolar seviyesine ulaşmıştır. Bugün ise gelinmiş olan nokta yukarıda
belirtmiş olduğum üzere son derece olumludur.
1984 yılında imzalanan enerji alımına ilişkin bir
anlaşmayla hız kazanan Türkiye ile Rusya arasındaki ticari ve
ekonomik ilişkilerde bugün de enerjinin büyük bir ağırlığı söz
konusudur. Bu durum en çok karşılıklı ticaret alanında
belirginleşmektedir. 2004 yılının verilerine baktığımızda
Türkiye'nin Rusya'ya ihracatının 1 milyar 850 milyon dolar,
Türkiye'nin bu ülkeden ithalatının ise bunun yaklaşık 5 katı, 9
milyar dolar olduğunu görüyoruz, Bu ithalatın içerisinde enerji
ürünlerinin, yani petrol ve doğalgazın toplam tutarı ise 5.5 milyar
dolardır.

Burada dikkat edilmesi gereken konu, Türkiye'nin Rusya'dan
doğalgaz ithalatının her yıl önceden belirlenmiş oranlarda artmakta,
buna karşılık Türkiye'nin Rusya'ya ihracatının İse aynı oranda
büyümemekte olduğudur. Bu da Türkiye'nin Rusya ile olan ticaret
açığının giderek artmasına yol açmaktadır. Ayrıca son yıllarda
uluslararası enerji kaynakları fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin
ithalatının tutar olarak artmasına yol açmıştır.
Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin enerji boyutunda
ilk akla gelen proje şüphesiz ki "Mavi Akım" projesidir. Türkiye'nin
2003 yılından beri üzerinden doğalgaz sağladığı, toplam 1265
kilometre uzunluğunda olan ve Karadeniz'in altından geçen hat
üzerinden Türkiye, 25 yıl süreyle Rusya'dan kademeli artışla yıllık
16 milyar metrekübe kadar doğalgaz alacaktır. Bilindiği üzere, Mavi
Akım sayesinde Rusya'nın zengin doğalgaz rezervlerinin bulunduğu
Zapolyarnoye ve Beregovoye sahalarında çıkartılan doğalgaz, Birleşik
Gaz Dağıtım Şebekesi ile İzobilnoye bölgesine aktarılmakta ve daha
sonra Karadeniz'in yatağından Samsun'a ulaşarak oradan da Ankara'ya
sevk edilmektedir.
17 Kasım 2005 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İtalya Başbakanı
Silvio Berlusconi'nin katılımıyla Samsun'da resmi açılışı yapılacak
olan Mavi Akım, şüphesiz ki kendi alanında dünyadaki en önemli
çalışmalardan birisidir. Ancak, Türkiye ile Rusya arasında enerji
alanında işbirliği söz konusu olduğunda bu projenin ötesinde
düşünmek ve ilişkilere yeni boyutlar katmak gerekmektedir. Bu
çerçevede gündemde olan en önemli konu Türk enerji piyasasına Rus
yatırımcıların çekilmesi ve Rusya'nın bu konuda sahip olduğu zengin
imkanlardan ve know-how'dan Türkiye'nin enerji altyapısının
faydalanmasının sağlanmasıdır. Türkiye, Ortadoğu ve Akdeniz ülkeleri
arasında enerji konusunda bir köprü konumundadır ve bu avantajlı
konumdan Rusya'nın büyük enerji şirketleri faydalanabilirler.
Bu konuda somut olarak ne yapılabilir? Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı'nın açıklamalarına göre Türkiye şu anda 3 adet
nükleer santralin yanı sıra, termik ve hidroelektrik santralleri,
yenilenebilir enerji kaynakları, doğalgaz yer altı depolama
tesisleri, doğalgaz kombine çevrim santrali inşasına ihtiyaç
duymaktadır. Bu projeler Rus firmaları tarafından
gerçekleştirilebilir. Bunların yanısıra Türkiye ve Rusya'nın yanı
sıra üçüncü ülkelere de elektrik üretip satmak söz konusu olabilir.
Türkiye'nin amacı, enerji konusunda önce dağıtım, sonra da
üretim aşamasında devletin payını asgariye indirgemektir. Bu hedef
doğrultusunda açılacak olan özelleştirme ihaleleri de Rus firmaları
için önemli imkanlar yaratacaktır.
Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında düşük faizli Sovyet
kredisi ve yine SSCB'nin sağladığı teknik destek ile Oymapınar
Hidroelektrik Santralı ve Aliağa Petrol Rafinerisi gibi enerji
alanında önemli tesisler inşa edilmiş ve 1980'li yıllarda Doğalgaz
Anlaşması ile ticari ilişkilere hız kazandırılmıştır. Bugün iki ülke
arasındaki ilişkilerde önemli bir ağırlığı olan enerji, gelecekte de
bu önemini devam ettirecektir. Burada esas olan, karşılıklı fayda
prensibi çerçevesinde her iki ekonominin de fayda sağlayacağı
projeler üretmektir.
|