Русско-турецкий словарь от А до Я
А
Б В
Г Д
Е Ё
Ж З
И Й
К Л
М
Н О
П Р
С Т
У Ф
Х
Ц Ч
Ш Щ
Э Ю
Я
1
2 3
4 5
в ближайшем будущем
pek yakında
в будущем году
gelecek yıl
в высшей степени
son derece
в годах yaşlı
в головах baş ucunda
в гору yokuş yukarı
в данный момент
şu anda
в дневное время
gündüzün, gündüzleri
в долг veresiye
в дороге yolda
в другой раз
gelecek sefer; başka sefere
в жертву
kurban
etmek;
feda
etmek,
harcamak
в заключение
sonuç olarak
в значительной мере
önemli derecede
в значительной степени
önemli ölçüde
в избытке bol bol
в известной мере
bir dereceye kadar
в исправности
iyi durumda
в итоге neticede
в кои веки
kırk
yılda
bir
в
конце
концов
en son, en sonunda, sonuç olarak
в котором часу
saat kaçta?
в летах yaşlı
в лице şahsında
в
любое
время
her zaman, her an
в
люди
adam etmek
в
мгновение
ока
kaşla göz arasında
в настоящее время
şu sırada
в ночное время
gece vakti
в ночные часы
gece vakti
в обмен на karşılığında
в общей сложности
toplam olarak
в общем genelde
в один миг bir anda
в одиночку
tek
tek;
yalnız
başına
в одну минуту
derhal
в основных чертах
ana hatlarıyla
в ответ на karşılık olarak
в отдалении uzakta
в отличие от
aksine, tersine; farklı olarak
в первое время
önceleri, ilkin
в первую очередь
öncelikle, başta, ilkönce
в первый раз
ilk kez
в переплёте ciltli, kaplı
в полдень öğleyin
в полном смысле слова
kelimenin tam anlamıyla
в последнее время
son zamanlarda
в последний раз
son defa
в продолжение
içinde, süresince
в продолжение всего дня
bütün gün
в противном случае
aksi takdirde
в рабочее время
mesai saatlerinde
в результате
sonuçta, sonucunda
в саже kurumlu
в
самом
деле
gerçekten; sahi, sahiden; sahi mi?
в
свободное
время
boş zamanlarda
в
связи
ilgili olarak, dolayısıyla
в скором времени
yakın zamanda
в следующий раз
gelecek sefer
в случае необходимости
gerekirse
в случае нужды
gerekirse
в смех şaka olsun diye
в совокупности
toplam olarak
в соответствии
gereğince, uyarınca, göre
в спешном порядке
alelacele
в среднем ortalama olarak
в срок vaktinde
в старину eski zamanlarda, eskiden
в сущности aslına bakılırsa, aslında
в тайне gizli olarak
в таком случае
o halde, öyleyse
в теперешние времена
şu sıralarda
в том числе dahil, içinde
в точности tıpatıp
в ту пору o zamanlar
в ущерб zararına
в целом genellikle
в
чём
дело
Ne var?, ne oluyor?
в чём мать родила
anadan doğma
в частности bu arada
в четвёртых dördüncüsü
в чужих краях
gurbette
в шутку şakadan
в этом году bu yıl
вагон vagon
вагон ресторан
yemekli vagon
важничать kurumlanmak
важность; значительность önem
важный önemli; büyük; kurumlu, kibirli
ваза vazo
вазелин vazelin
вакансия açık
вакуоль
koful
вакуум boşluk; vakum
вакцина aşı
вал şaft, mil
валентный değerli
валет vale, bacak (iskambilde)
валик
merdane
валить
devirmek,
yıkmak;
yığmak;
akın
etmek
валиться
düşmek,
yıkılmak
валовой
gayri
safi
валовой внутренний продукт
gayri
safi
yurtiçi
hasıla
вальдшнеп çulluk
валькирия
valkyrie
вальс
vals
валюта
para
(döviz)
валютная биржа
döviz
borsası
валять
yuvarlamak; bulamak
вампир
vampir
вандализм
vandallık
ваниль
vanilya
ванна
banyo, küvet
варёные яйца
haşlanmış yumurta
варёный
haşlama, pişmiş
варвар
barbar
варварский
barbar; barbarca
варварство
barbarlık
варенье
reçel
вариант
varyant, varyasyon
варить
pişirmek, haşlamak, kaynatmak
вариться
pişmek
варка
pişirme
варьете
varyete
варьировать
çeşitlendirmek
вата
pamuk; vatka
ватага
sürü
ватин
vatka
ватт
vat (watt)
вафля
gofret
вахтёр
kapıcı
вахта
vardiya
ваш
sizin, sizinki
ваше здоровье
sağlığınıza!
ваяние
yontu, heykel
ваятель
yontucu, heykelci
ваять
heykel yapmak, yontmak
вбегать
koşarak içeri girmek
вбивать
çakmak, kakmak
вбирать
içmek, emmek, içine çekmek
вблизи
yakında; yanında, yakınında
вбок
yana
вбрасывать
taç atmak
вваливаться
çukurlaşmak; içeri dalmak
введение
giriş
ввек
asla
ввергать
düşürmek, sürüklemek
вверх
yukarı, yukarıya
вверх ногами
baş aşağı
вверху
yukarıda
вверять
emanet etmek, emanet bırakmak
ввести в обман
aldatmak
ввести в расход
masrafa sokmak
ввести цензуру
sansür koymak
ввиду
dolayı, yüzünden, nedeniyle
вводить
sokmak; çıkarmak; yürürlüğe koymak
вводить в соблазн
ayartmak; imrendirmek
вводить в строй
hizmete açmak, işletmeye açmak
ввоз
ithal
ввозить
getirmek, ithal etmek
ввязываться
karışmak, bulaşmak
вглядываться
dikkatle bakmak
вдаваться
girmek, sokulmak
вдаваться в подробности
ayrıntıya girmek
вдаваться в тонкости
kılı kırk yarmak
вдалеке
uzakta, uzaklarda
вдали
uzakta, uzaklarda
вдаль
uzağa, uzaklara
вдвоём
iki (kişi)
вдвое
iki misli, iki kat
вдвойне
iki kat
вдевать
geçirmek
вдеваться
geçmek
вдобавок
üstelik, ilaveten
вдова
dul (bayan)
вдовец
dul (erkek)
вдоволь
bol bol, doya doya, kana kana
вдовый
dul
вдох
soluk alma
вдохновение
esin, ilham
вдохновлять
esinlendirmek, ilham vermek, coşturmak
вдохновляться
esinlenmek, ilham almak, coşmak
вдребезги
paramparça
вдребезги пьяный
kör kütük sarhoş, zilzurna
вдруг
birdenbire, ansızın, birden
вдумываться
düşünmek
вдыхание
içine çekme
вдыхать
içine çekmek
вегетарианец
etyemez, vejeteryan
ведать
yönetmek; haberi olmak
ведение
yetki, yönetim
ведомость
bordro
ведомство
idare, genel müdürlük, bakanlık
ведро
kova
ведущий
önde gelen; baş, ana
ведь
ki, ya; ne de olsa; bilirsin; öyle değil mi?
ведьма
cadı
веер
yelpaze
вежливость
nezaket, naziklik
вежливый
nazik, nezaketli
везде
her yerde
вездеход
arazi otomobili
везти
taşımak, getirmek; çekmek; şansı olmak
век
yüzyıl; çağ, devir, zaman; ömür, uzun zaman
веко
gözkapağı
вековечный
ezeli
вековой
yüzyıllık, yüzyıllardır süren
вексель
bono; poliçe
велеть
emretmek, söylemek
великан
dev
великий
büyük
великодушие
gönül yüceliği
великодушный
yüce gönüllü
великолепие
görkem, ihtişam
великолепный
görkemli, debdebeli; mükemmel, şahane, enfes
великосветский
yüksek sosyete
величавый
haşmetli
величественность
azamet, ululuk, heybet, haşmet
величественный
azametli, ulu, heybetli, haşmetli
величество
majeste
величие
büyüklük, azamet, yücelik
велогонка
bisiklet yarışı
велосипед
bisiklet
велосипедист
bisikletçi
вена
toplardamar
венерические болезни
zührevi hastalıklar
венерический
zührevi
венец taç
веник süpürge
венок çelenk
вентилировать
havalandırmak
вентилятор vantilatör, aspiratör
вентиляция havalandırma
венчальное кольцо
alyans
венчальный düğün(sıfat)
венчальный наряд
gelinlik
венчание taç giyme; evlendirme
венчать
taç
giydirmek;
evlendirmek,
nikâh
kıymak
венчаться taç giymek; evlenmek
верёвка ip, urgan
верёвочка sicim
вера inanç; güven
веранда veranda
верблюд deve
вербовать toplamak, yazmak, angaje etmek
вереница dizi, katar, silsile
верить inanmak, emin olmak; kanmak
вермишель tel şehriye
вернее daha doğrusu
вернисаж açılış töreni
верно sadakatle; doğru; galiba
верность bağlılık, sadakat; doğruluk, şaşmazlık
вернуть
geri
vermek,
iade
etmek;
geri
almak;
döndürmek
вернуться dönmek
верный
bağlı,
sadık;
güvenilir,
emin;
doğru,
şaşmaz;
muhakkak
вероисповедание
din
вероломный sinsi
вероломство hainlik
вероятно ihtimal
вероятность olasılık, ihtimal
версия versiyon
верстак tezgâh
вертел şiş
вертеть döndürmek, çevirmek
вертеться
dönmek;
yana
dönmek;
hık
mık
etmek
вертикали dikine, diklemesine; yukarıdan aşağıya
вертикаль düşey çizgi; dikey no
вертикальный
dikey, düşey
вертолёт helikopter
верфь tersane
верх üst yukarı; doruk; liderler
верхний üst, yukarı
верховая езда
binicilik
верховая лошадь
binek atı
верховод elebaşı
верховодить elebaşılık yapmak
верховой atlı
верхом tepeleme, ağzına kadar
верхушка tepe, doruk; baştakiler
вершина tepe, baş, doruk, zirve
вес брутто brüt ağırlık
вес нетто net ağırlık
весёлость neşelilik
весёлый şen, neşeli, keyifli; eğlenceli
веселеть neşelenmek, keyfi yerine gelmek
веселить neşelendirmek, keyiflendirmek,
eğlendirmek
весело güle oynaya, keyifle
веселье neşe, şenlik; eğlence; keyif
весить çekmek
(ağırlık),
gelmek (ağırlık)
веский inandırıcı
весло kürek
весна ilkbahar
веснушки çil
веснушчатый çilli
весовой ağırlık(sıfat)
весомый ağır, önemli
вест batı
вести
getirmek,
götürmek;
sürmek (araba),
yönetmek
(araba/uçak);
gezdirmek;
döşemek;
gitmek (yol), çıkmak
(yol);
yol
açmak,
neden
olmak; önde
olmak;
yönetmek;
yürütmek,
sürdürmek
вести дневник
günlük tutmak
вести интригу
entrika çevirmek
вести корабль
gemi kullanmak
вести передачу
yayın yapmak
вести самолёт
uçak kullanmak
вести собрание
toplantıya başkanlık etmek
вести съёмки
çekim yapmak
вестибюль hol, lobi
вестись yapılmak, âdet olmak
вестник haberci, müjdeci
вестовой posta
весточка haber
весть haber
весы terazi, baskül
весь
tüm,
bütün,
hep,
tamam;
baştan
başa,
boydan
boya,
tümüyle;
her şey;herkes
весь день напролёт
bütün
gün,
durmaksızın
весьма gayet, çok
ветвь dal, kol
ветер rüzgâr, yel
ветеран emektar
Русско-турецкий словарь от А до Я |